FTimurlenk.Net

Oğuz Atay ve Tutunamayanlar

Oğuz Atay‘ın çeşitli gazete ve dergilerde makale ve önemli söyleşileri yayınlandı. Oğuz Atay, Tutunamayanlar‘ın 1971-72′de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası haline geldi. Oğuz Atay bu romanı ile TRT Roman Ödülü‘nü kazandı.

oğuz atay

oğuz atay

Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar, eleştirmen Berna Moran tarafından eser “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak anlatmıştır. Moran’a göre Tutunamayanlardaki edebi yetkinlik, Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.

Ayrıca Tutunamayanlar, kullanılan dil ve anlatım biçimi ile edebiyatımızda bir devrim olarak kabul edilmektedir.

 

Tutunamayanlar’dan Alıntılar;

  • Hayatım, ciddiye alınması istediğim bir oyundu.

  • Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.

  • “Önce kelime vardı” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık… Kelimenin bittiği yerden başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.

  • Eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa, anlatamıyorlar anlatılamayanı. Anlatmak gerek: Düşman sarmış her yanı. Oysa, mesela Selim Işık, anlatmadan anlaşılmaya âşık. Böyle adama (Darılma ama) yaklaşmaz hiçbir güzellik, doğduğu günden beri kalbinde bir delik, almak için bütün sızıları içine. Her zaman utanmıştır başkaları yerine.

  • Siz de benim gibi, günleri sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız, Ankara güneşi sizin de uyuşturmuşsa beyninizi, Ata’nın izinde gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanı’nda, bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi, bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; kaybettiniz (benim gibi).

  • -Elimde olmayan şeyler var Olric. -Nedir efendimiz? -Elleri olric elleri…

  • Beni ölünce onun yanaklarındaki gamzelere gömsünler Olric… – Siz öldükten sonra gülecekse, külleriniz okyanusa daha çok yakışır efendimiz…

Bir Yorum Yazın